|439 Görüntülenme|

DİL NEDİR?

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

 Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç, Kendisine özgü yasaları olan ve ancak bu yasalar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş sosyal bir kurumdur.

Bir sesli işaretler sistemi olan dil, aynı toplulukta yaşayan veya aynı milletten olan insanların anlaşabilmelerini sağlayan en gelişmiş iletişim aracıdır. Dilin kaynağı çok eskilere dayanır ve dilin kendinden doğma kuralları vardır. Dil, toplumun ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir varlık, sosyal bir kurumdur.

İnsan, canlılar içinde düşünen, duyan, anlayan, öğrenen, üreten bir varlıktır. Bu niteliklerden dolayı, öteki canlılardan daha üstündür.İnsan bir toplum içinde yaşamak, ihtiyaçlarını karşılamak için çevresindekilerle konuşmak, anlaşmak mecburiyetindedir.Bu mecburiyeti insanoğlunu, duyup düşündüklerini kendinden başkalarına da duyuracak bir anlatım aracı bulmaya itmiştir. Böylelikle ilk başta ilkel, sonraları gittikçe gelişen anlaşma yolları bulunmuştur.
İnsanların, önceleri çeşitli işaretlerle sağladıkları anlaşmalar daha sonra basit seslenmelere ve ünlemlere dönüşmüştür. Bu ünlemler aşama aşama duygu, düşünce ve dileklerimizi belirtebileceğimiz konuşmaya ulaşmıştır.
Medeniyette gelişme hızlandıkça anlatılacak olan kavramlar çoğalmış, kullanılan sesler gitgide özel anlamlar kazanmış, kelimeler ortaya çıkmış ve ilkel bir konuşma dili oluşmuştur.İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan en gelişmiş bildirim aracı dildir. Dil, dilbilimciler tarafından bir toplumu oluşturan kişilerin düşünce ve duygularının o toplumda ses ve anlatım bakımından geçerli ortak ögeler ve kurallardan faydalanılarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü ve gelişmiş bir sistem olarak tanımlanmıştır.

Ana dil
Bugün ses yapısı, şekil ve anlam bakımından birbirinden az ya da çok farklılaşmış bulunan dil veya lehçelerin, kök bakımından bilinmeyen bir tarihte birleştikleri ortak dil: Ana Türkçe, Ana Moğolca, Ana Altayca, Lâtince vb. İnsanın doğup büyüdüğü aile ve soyca bağlı bulunduğu toplum çevresinden öğrendiği, bilinç altına inen ve kişilerle toplum arasındaki ilişkilerde en güçlü bağı oluşturan dil.

DİLİN ÖZELLİKLERİ

1. Dil canlı bir varlıktır:
Dil, kalıplaşmış, değişmez, durgun bir yapıya sahip değildir.Aksine kendi yapı ve işleyişinin gerektirdiği özelliklere, tarih, sosyal ve kültürel şekillenmelere bağlıdır. Zaman içinde az veya çok değişerek yol alan sürekli bir akış halindedir.Dil kelimeye dayanır ve kelime hayatın akışı içinde çeşitli yönleriyle değişikliğe uğrar.

Bunu, dilimizdeki bazı kelimelerin zamanla yok olmasıyla (budun), bazı kelimelerin anlam değişikliğine uğramasıyla (yavuz: kötügyiğit), başka dillerden kelimeler alınmasıyla (misafir), sonradan türetme yoluyla yeni kelimeler oluşturulmasıyla (bilgisayar) açıklayabiliriz. Öyle ki, artık Türkçenin lehçeleri arasındaki ortaklıklar fark edilemeyecek kadar azalmış, Türkçenin kolları anlaşılmaz derecede büyük değişikliklere uğramıştır.

2. Dil sosyal bir kurumdur:
Dil, insanın iç dünyası ile dış dünyası arasında bağlantı kuran bir araçtır. Bu da öncelikle konuşma ile gerçekleşir. Ancak, konuşmanın gerçekleşebilmesi için insanın tek olarak bulunması yeterli değildir. Bir kimse düşünce ve duygularını konuşma yoluyla başkalarına aktarabildiğine göre dilin varlığı, insan topluluklarının varlığına bağlıdır. Dil, tek bir insan varlığının olduğu kadar toplumun varlığının da ayrılmaz bir parçası ve temel taşlarından biridir. Dilin toplumla olan bu yakın bağı onu sosyal bir kurum haline getirmiştir.İnsanlar, konuştukları dilin temel kavramları üzerinde anlaşmışlardır. Kelime ile karşıladığı kavram arasındaki çağrışım ilişkisine dayanan bu anlaşmayı, dağ, pınar, yol kelimeleriyle örneklendirebiliriz. Bu kelimeler, hepimizin zihninde aynı kavramları canlandırır. Dilin bağlı olduğu kurallar ve kanallar vardır. Bunlar da onun sosyal bir varlık olduğunun katıdır.
3. Dil, düşüncenin göstergesidir.
Dil ve düşünce birbiriyle uyumlu bir gelişme gösterir.İnsanın dili geliştikçe düşünce ufku da gelişir.İnsanın düşünce ve zekası dilinde ve dil ürünlerinde karşımıza çıkar. Bir insanın düşünce dünyasını konuşmasından anlayabiliriz; biz de konuşmalarımızı düşünce dünyamızın el verdiği ölçüde ayarlayabiliriz

Yazar: İsmail Demir (465 Posts)

Matematik Öğretmeni


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir