• Yükseköğretim Kurumları Sınavı  (YKS) Tarihi
  • ÖSYM 2018 Yılı Sınav Takvimi
  • Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi
  • KYK Burs Başvuruları
  • Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Ayrıntıları

Cengiz-nâme

Ortaasya’da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiz nâme Moğol hükümdarı Cengiz’in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz’in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya’da yaşayan Türkler özellikle de Başkurt, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme’de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır. Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı…

Devamını Oku >>

Manas Destanı

Kırgız Türkleri arasında doğan Manas destanı Kazak-Kırgız Türk kültür dâiresi içinde bugün de bütün canlılığı ile yaşamaktadır. Bu destanın XI ile XII. yüzyıllarda meydana geldiği düşünülmektedir. Destanın kahramanı Manas da, Oğuz Kağan destanının islâmî rivayetindeki ve Satuk Buğra Han gibi İslâmiyet’i yaymak için mücadele eden bir kahramandır. Böyle olmakla beraber Manas destanında İslâmiyet öncesi Türk kültür , inanç ve kabullerinin tamamını görmek mümkündür. Bazı varyantları 4oo.ooo mısra olan Manas destanı…

Devamını Oku >>

Satuk Buğra Han Destanı

Hz. Muhammet kanatlı atı Burak’ın sırtında göklere yükseldiği “Mirâc Gecesinde” gök katlarında kendinden önceki peygamberleri görür. Bunlar arasında birini tanıyamaz ve Cebrail’e bunun kim olduğunu sorar. Cebrail : ” Bu peygamber değildir. Bu sizin ölümünüzden üç asır sonra dünyaya inecek olan bir ruhtur. Türkistan’da sizin dininizi yayacak olan bu ruh ” Abdülkerim Satuk Buğra Han” adını alacaktır.” Hz. Muhammet yeryüzüne döndükten sonra her gün İslâmiyet’i Türk ülkesine yayacak olan bu…

Devamını Oku >>

Göç Destanı

Uygurların yurdunda “Hulin” isimli bir dağ vardı. Bu dağdan Tuğla ve Selenge isimli iki ırmak çıkardı. Bir gece oradaki bir ağacın üzerine gökten ilâhi bir ışık indi. iki ırmak arasında yaşayan halk bunu dikkatle izlediler. Ağacın gövdesinde şişkinlik oluştu, ilâhi ışık dokuz ay on gün şişkinlik üzerinde durdu. Ağacın gövdesi yarıldı ve içinden beş çocuk göründü. Bu ülkenin halkı bu çocukları büyüttü. En küçükleri olan Buğu Han büyüyünce hükümdar oldu….

Devamını Oku >>

Türeyiş Destanı

Eski Hun beylerinden birinin çok güzel iki kızı vardı. Bu bey kızları ile ancak Tanrıların evlenebileceğini düşünüyordu. Bu sebeple ülkesinin kuzey tarafında yüksek bir kule yaptırarak iki güzel kızını Tanrılarla evlenmek üzere buraya yerleştirdi. Bir süre sonra kuleye gelen bir kurdun Tanrı olduğu düşüncesiyle kızlar bu kurtla evlendiler. Bu evlenmeden doğan Dokuz Oğuzların sesi kurt sesine benzerdi.

Devamını Oku >>

Ergenekon Destanı

 Moğol ilinde Oğuz Han soyundan il Han’ın hükümdarlığı sırasında Tatarların hükümdarı Sevinç Han Moğol ülkesine savaş açtı. İlhan’ın idaresindeki orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak yendi. ilhanın ülkesindeki herkesi öldürdüler. Yalnız il Han’ının küçük oğlu Kıyan ve eşi ile yeğeni Nüküz ile eşi kaçıp kurtulmayı başardılar. Düşmanın, onları bulamayacağı bir yere gitmeğe karar verdiler. Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağda dar bir geçide vardılar. Bu…

Devamını Oku >>

Göktürk Destanı

Göktürklerle ilgili tespit edilen destanın iki farklı rivayeti bulunmaktadır. Çin kaynaklarında tespit edilen varyant “Bozkurt”, Ebü’l-Gâzi Bahadır Han tarafından tespit edilen varyant şecere-i Türk’te ise “Ergenekon” adıyla verilmiştir.

Devamını Oku >>

Hun – Oğuz Destanı

Oğuz Kağan destanı M.Ö. 209-174 tarihleri arasında hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete’nin hayatı etrafında şekillenmiştir. Bütün Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşmamıştır. Bugün, elimizde Oğuz destanının üç varyantı bulunmaktadır. XIII ile XVI yüzyıllar arasında Uygur harfleriyle yazılmış ve İslâmiyet’ten önceki inancı yansıtan varyantın ilk örneği temsil ettiği kabul edilebilir. XIV. yüzyıl başında yazıldığı bilinen Reşîdeddîn’in Câmiüt-Tevârih adlı eserinde yer alan Farsça Oğuz Kağan Destanı…

Devamını Oku >>

Şu Destanı

Şu destanı M.Ö. 330-327 yıllarındaki olaylarla bağlantılıdır. Bu tarihlerde Makedonyalı İskender, İran’ı ve Türkistan’ı istilâ etmişti. Bu dönemde Saka hükümdarının adı şu idi. Bu Destan Türklerin İskender’le mücadelelerini ve geriye çekilmeleri anlatılmaktadır. Doğuya çekilmeyen 22 ailenin Türkmen adıyla anılmaları ile ilgili sebep açıklayıcı bir efsane de bu destan içinde yer almaktadır. Kaşgarlı Mahmud Divan ü Lügat-it Türk’çe İskender’den Zülkarneyn olarak bahsetmektedir. Destanın tespit edilebilen kısa metni şöyle özetlenebilir: İskender, Türk…

Devamını Oku >>

Türk Göçleri

Milattan önce 1700’lü yıllarda başlayan Türk göçleri milattan sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Göçlerin Sebepleri: Aşırı kuraklığın yaşanması. Bağımsız yaşama duygusu Türk toplumlarının birbirleriyle mücadele yaşaması Hayvan hastalıklarının artması ve buna bağlı olarak ekonomik sıkıntıların ortaya çıkması. Nüfusun aşırı şekilde artması ve buna bağlı olarak sosyo-ekonomik sorunların çıkması. Dış güçlerin baskısı (Çin, Moğol, Tunguz) Yeni yerler ele geçirme arzusu. Göçlerin Sonuçları: Türkler gittikleri bölgelere kültürlerini de taşımışlardır. Böylece Türk kültürü…

Devamını Oku >>

Türk Adı ve Anlamı

Türk adı: güçlü, kudretli, çoğalan, türeyen, düzenli anlamlarına gelmektedir. Türk adını siyasal yaşamda bir devlet adı olarak ilk kez Göktürkler kullanmıştır. XII. yüzyıldan itibaren Türkiye adı coğrafi isim olarak Anadolu için kullanılmıştır. Türk kelimesine Çin, Pers (İran), Arap, Bizans ve Hint kaynaklarında sık sık rastlanmaktadır. Türklerin Anayurdu: Türklerin anayurdu için çeşitli görüşler öne sürülmesine rağmen genel olarak Ural – Altay Dağları ile Aral Gölü arasında kalan bölge anayurt olarak olarak…

Devamını Oku >>

Alp Er Tunga

Sakalar dönemine âit Alp Er Tunga ve şu olmak üzere iki destan tespit edilmiştir. Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır. Alp Er Tunga Orta Asya’daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır’ı fethetmiş ve Saka devletini kurmuştur. Alp Er Tunga’nın hayatı savaşlarla geçmiştir. Uzun süre mücadele ettiği İranlı Medlerin hükümdarı Keyhusrev ‘in davetinde hile…

Devamını Oku >>

Türk Kozmogonisi – Yaradılış Destanı

Altaylardan Verbitskiy’in derlediği yaradılış destanı özetle şöyledir: Yer gök hiç bir şey yokken dünya uçsuz bucaksız sulardan ibaretti. Tanrı Ülgen bu uçsuz bucaksız dünyada durmadan uçuyordu. Göklerden gelen bir ses Tanrı Ülgen’e denizden çıkan taşı tutmasını söyledi. Göğün emri ile oturacak yer bulan Tanrı Ülgen artık yaratma zamanı geldi diye düşünerek şöyle dedi :   Bir  dünya istiyorum, bir soyla  yaratayım Bu  dünya nasıl olsun, ne boyla yaratayım Bunun  çaresi…

Devamını Oku >>

TÜRK DESTANLARI

Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde “destan” terimi birden fazla nazım şekli ve türü için kullanılmış ve kullanılmaktadır. Eski Türk Edebiyatı nazım şekillerinden mesnevilerin bir bölümü ve manzum hikâyeler, Anonim edebiyatta ve Âşık edebiyatında koşma veya mâni dörtlükleri ile yazılan veya söylenen ferdî, sosyal,tarihi, acıklı veya gülünç olayları tahkiye tekniği ile çeşitli üslûplarla aktaran nazım türüne ve bu yazıda ele alınan kâinatın,…

Devamını Oku >>

Anlatmaya Bağlı Edebi Eserler

DESTAN       Hepsinde yarı tanrısal nitelikler taşıyan bir ya da birçok kahramandan söz edilir. Destan bu kahramanın eylemleri üzerine kurulmuştur. Olaylar çok geniş bir kozmik coğrafya üzerinde geçer. Bir destanın dünyası ortaya çıktığı zaman içinde düşünebilecek her şeyi barındıran bütünsel, çok yönlü bir dünyadır. Hemen bütün destanlarda uzun yolculuklar anlatılır. Çoğu destanda olaylara doğaüstü yaratıklar da katılır. Kişiler, olaylar, doğal varlıklar hep gerçek yaşamdaki boyutlarından daha büyük, daha zengindir. Özellikle…

Devamını Oku >>

19. YÜZYILDA YAPILAN YENİLİKLER ve DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARI

19. yüzyılda Osmanlılar batıyı daha iyi anlamaya ve daha köklü ıslahatlar yapmaya çalıştılar. Bu ıslahatlar üzerinde özellikle Fransız İhtilali’nin sonuçları etkili oldu. 1. II. Mahmut Döneminde Yapılan Yenilikler II. Mahmut’un ilk yıllarında Alemdar Mustafa Paşa, yeniliklere destek bulmak için âyanlarla Sened-i İttifak Antlaşması’nı yaptı (İlk kez hükümdarın yetkilerinde kısıtlama olmuştur). Nizam-ı Cedit ordusuna benzeyen Sekbanı Cedit ordusunu kurdu. Ancak bir yeniçeri isyanı sonunda Alemdar öldürüldü. Sekbanı Cedit Ocağı da kaldırıldı….

Devamını Oku >>

13 ve 14. Yüzyıl Türk Edebiyatı

13 ve 14. yüzyıllarda Anadolu, siyasal bakımdan pek çok kargaşanın yaşandığı bir dönemdi. 13. yüzyılda Anadolu’da dört devlet vardı: Selçuklular, ilhanlılar, Bizans ve Trabzon Rum imparatorluğu. Bunların en giiçlüsü Selçuklular idi.  Selcukluların Moğollar tarafından 1243 yılında Kosedag savaşı ile yıkılması sonucu Anadolu’da bir cok beylikler kuruldu. Beyliklerin her biri kendi bağımsızlığını ilan etti. Bu kez beylikler arası savaşlar başladı. Osmanlı Beyliği 1299 yılında kuruldu ve diğer beyliklerle yaptığı savaşlar sonucu…

Devamını Oku >>

Beş Hececiler

 “HECECİLER” adıyla anılan, Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiyet dönemindeki Milliyetçilik ve Türk halkını bir araya toplama sürecinde ortaya çıkmış; yurt sevgisini dile getiren hece ölçüsüylüe şiirler yazarmışlardır. “Konuşulan güzel Türkçeyi yazı diline geçirerek yeni ve büyük davayı kazanan ve kazandıranlar” olarak nitelendirilen Hececiler; Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin’lerin başlattıkları “Yeni Lisan”…

Devamını Oku >>

Tanzimat’ta Dramatik Edebiyat-Yazarlar

İlk Türk oyunu yazarı İbrahim Şinasi (1826-1871) gelmektedir. Gazeteci, şair, denemeci İbrahim Şinasi’nin tek oyunu daha önce Dolmabahçe Saray Tiyatrosu’nda oynamak üzere ısmarlanmış Şair Evlenmesi’dir İbrahim Şinasi ilk Türk tiyatro eserini verdiyse, bu döneme güçlü kişiliğiye her bakımdan damgasını vuran Namık Kemal (1840- 1888) de çağında çığır açan Vatan Yahut Silistre, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal, Celalettin Harzemşah ve Kara Bela oyunlarını yazmıştır.

Devamını Oku >>

Tanzimat’ta Tiyatro Binaları

İzmir’de 1830’da bir tiyatronun olduğunu biliyoruz. İstanbul ve İstanbul’un Beyoğlu yakasında gerek eskileri, gerek sürekli bakımından iki önemli tiyatro vardır: Fransız Tiyatrosu ile Naum Tiyatrosu. Ancak Fransız Tiyatrosu üzerine kesin bir bilgimiz yok. Beyoğlu’nda ikinci önemli tiyatro binası Naum Tiyatrosudur. Bosca adında ünlü bir İtalyan gözbağcısı Galatasaray’ın karşısında temsiller vermek üzere bir tiyatro için bir ferman almıştı. Bosca’nun tiyatrosunu yaptığı arazi Michel Naum Duhani adında bir Halep’linindi.

Devamını Oku >>

Tanzimat’ta Tiyatro Toplulukları

Bu dönemin tiyatro topluluklarına ayırdığımız bu bölümde konunun ağırlığı 1870’te on yıllık bir tekel almış Osmanlı Tiyatrosundadır. Ancak daha Ermenice oynamakla birlikte Türkçe de gösteriler vermiş olan daha önceki topluluklardan da söz açmak gerekmektedir. Ayrıca Osmanlı Tiyatrosu yöneticileri ve sanatçıları bu dönemlerde yetişmişlerdir.

Devamını Oku >>

Tanzimat’ta Oyunculuk ve Tiyatro Sanatı

Tiyatronun bir temel öğesi seyirci ise, öteki de oyuncudur. Bu ikisi olmadan tiyatronun varlığından sözaçmak olanağı yoktur.Türkiye’de yeni başlayan Batı tiyatrosu için her şeyden önce oyuncu bulmak güçtü . Türkiye’deki Ermeni azınlığı bu işe önce başlamıştı. Seyirci çekmek için giderek Türkçe de oynamaya başladılar. Ancak, yetişkin Türkçeyi iyi konuşan, profesyonel etkinlikte oyuncu bulmak sıkıntısı dönem boyunca çekildi.

Devamını Oku >>

Tanzimat’ta Seyirci ve Tiyatro Anlayışı

Herşey sıfırdan başlamıştı .Oyuncusu, yöneticisi, oyun yazarı nasıl yeni bir pencereyi aralıyorsa ,seyircide onlarla birlikte bu yeni yaşantıyla tanışmak,onu sevmek bir başlangıç yapmak zorundaydı. Bunun ne bilinmedik bir dünya olduğunu, Sefaretnamelerdeki gördükleri tiyatroları ve temsilleri anlatırken Türk elçilik ilişkilerinin çocuksu tanıklamalarından anlayabiliriz, Karagöz, Meddah, oyunu ile koşullanmış Türk seyircisinin, bu yepyeni seyir türünü birden anlayıp değerlendirmesi beklenemezdi.

Devamını Oku >>

Akımlar ve Temsilcileri

KLASİSİZM AKIMININ TEMSİLCİLERİ MOLİERE *Çağın sosyal bir teknikçisidir. *Komedyayı gerçek hayata dönüştürmüştür. *Yapmacıktan aşırılıktan sıyrılarak çağdaş insan yaklaşmıştır. *Güldürünün bütün biçimlerini eserlerinde işlemiştir. *Eserleri:Tartuffe,Donjuan,Zoraki Takip,Cimri,Kibarlık Budalası,Hasatlık, Hastası,Kocalar Okullu,Kadınlar Okulu.

Devamını Oku >>