|160 Görüntülenme|

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin üzerine kurulmuştur.

Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri değişen siyasî, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır.

Dildeki sadeleşme hareketi artık yerleşmiştir.

Aruz bırakılarak hece kullanılmıştır.

Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir. Buna bağlı olarak mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır.

Anadolu’ya daha çok yer verilmiştir. Roman ve hikâyelerde toplum sorunları, gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılmıştır.

Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu edilmiştir.

Tiyatro eserlerinde de millî konular işlenmiştir.

 

a. 1940 Yılına Kadar Türk Edebiyatı

 

1900’den sonra doğan, ilk gençlik ve olgunluk yılları Cumhuriyet’in ilk devresinde geçen ilk şairler nesli, şiire Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in ve batı şairlerinin etkisiyle ve kendi yaratıcılıklarının katkısıyla yeni estetik şekiller kazandırdı.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçeye Paul Valery’nin şiir görüşünü uygulayarak, yoğun kapalı, derin şiirler yazdı.

Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967), Tanpınar’ı hatırlatan özelliklerin yer aldığı folklor kaynaklı değişik eserler meydana getirdi.

Necip Fazıl Kısakürek (1905-1983) çok yönlü kişiliğinin etkisiyle ve Türkçeyi ustaca kullandığı şiir ve piyeslerinde Anadolu insanının mistik eğilimlerini orijinal ve modern bir üslûpla ifade etti.

 

Yedi Meşaleciler

Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Kenan Hulusi, Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk

Bu edebî topluluk yeni bir edebiyat, farklı bir şiir anlayışı oluşturmak için toplanmıştır.

Beş Hececiler’e karşı çıkmışlardır.

“Samimîlik, canlılık ve devamlı yenilik” ilkelerini benimsediler.

Fransız edebiyatını örnek alacaklarını bildirdiler.

Buna rağmen kendileri de Beşe Hececiler’in yolundan gitmişlerdir. Türk şiirine herhangi bir yenilik getirmemişlerdir.

 

Dönemin Sanatçıları

 

Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967)

Avrupai şiir anlayışından âşık tarzı söyleyişe yönelmiştir.

Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havası vardır.

Şiir kitabı: Şiirler.

Tiyatroları: Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı, Bir Pazar Günü, Satılık Ev

 

Necip Fazıl Kısakürek (1905-1983)

Şiirlerinde insanın evrendeki yerini, madde ve ruh meselelerini, insanın iç dünyasına ait çeşitli yönleri, gizli duyguları işlemiştir.

Hissi ve fikri şiir oluşturan iki unsur olarak kabul eder.

Sağlam bir dil ve üslûp; kuvvetli bir lirizm, başarılı bir teknik sahibidir.

Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini çıkarmıştır.

Şiirleri: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervanı, Çile Şiirlerim.

Roman ve tiyatro türünde de eserleri vardır: Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntularından Hikâyeler, Hikâyelerim.

 

Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956)

Sade, yalın, ahenkli bir dille, konuşma diliyle şiirler yazmıştır.

Şiirlerinde iç sıkıntılarını, karamsarlığı, özellikle sürekli korktuğu ölümü, ama bununla birlikte yaşama bağlılığı konu edinmiştir.

Şiirleri: Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Ömrümde Sükût

Nesirleri: Ziya’ya Mektuplar

 

Memduh Şevket Esendal (1883-1952)

Romancı ve hikâyeci.

Romanlarında kendi deyimi ile “topluma ayna tutmuştur”.

Hikâyelerinde gözlem gücü son derece güçlüdür.

Toplum hayatındaki aksaklıklara değinmiştir.

Dili temiz; anlatımı güçlüdür. Konuşma dilini kullanmıştır.

Hikâyelerinde Çehov tarzının temsilcisidir.

Romanları: Ayaşlı ve Kiracıları, Vassaf Bey.

Hikâyeleri: Hikâyeler, Otlakçı, Hava Parası, Mendil Altında, Temiz Sevgiler.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)

Hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şiir türlerinde eserler vermiştir. Ama en önemli özelliği şairliğidir.

Şiirlerindeki temel unsurlar; his, hayal ve musikidir. En çok işlediği konu zamandır. Şuuraltı da önemlidir.

Şiirlerinde sembolistlerin etkisi vardır.

Sade bir dille yazdığı şiirlerde hece ölçüsünü kullanmıştır.

Hikâye ve romanlarında dönemin toplum hayatını ve çelişkilerini ortaya koymuştur. Psikolojik yön de önemlidir.

Dili başarıyla kullanmıştır.

Şiirleri: Şiirler.

Deneme: Beş Şehir.

Roman: Huzur, Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler.

Hikâye: Yaz Yağmuru, Abdullah Efendi’nin Rüyaları.

Edebiyat: 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi.

 

Abdülhak Şinasi Hisar (1888-1963)

Tenkitçi ve romancı.

Nesirlerinde görgü, hatıra, tasvir ve kültür unsurları ağır basar.

Sanatlı ve uzun cümleleri vardır.

Romanları: Fehim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz.

Diğer eserleri: Boğaziçi Mektupları, Geçmiş Zaman Köşkleri, Boğaziçi Yalıları.

 

b. Son Dönem Türk Edebiyatı

 

Garipçiler

Şiirlerini 1941 yılında Garip adlı kitapta toplayan Orhan Veli Kanık ve onunla aynı tarzı paylaşan Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat, Garipçiler adıyla anıldılar ve Türk şiirinde yeni bir akım meydana getirdiler.

Bu adı almalarında Orhan Veli’nin “Kitabe-i Seng-i Mezar” adlı şiirinin garip tepkilere sebep olasının ve garip bulunmasının etkisi olmuştur.

Bu akımın amacı şiiri, öteden beri vazgeçilmez unsurlar sayılan vezin, kafiye, nazım şekli, nazım birimi; şairanelik, mecazlı söyleyiş, söz sanatı ve süs gibi unsurlardan sıyırarak, duyuların yalın ifadesi hâline getirmekti.

Bu akımda hiç bir kural ve kalıba bağlanmamak prensip edinilmiştir.

Sade bir dil kullanmışlardır.

Günlük ve sıradan konuları işlemişlerdir. Sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci, hayattaki gariplikler şiirlerinin başlıca konularıdır. Şiirde o zamana kadar işlenmemiş konuları ele almışlardır.

Orhan Veli, bu tarzda yazdığı başarılı şiirlerle kendisinden sonrakileri büyük ölçüde etkiledi.

Genç yaşında Rusya’ya giden ve oradan marksist ve materyalist bir inançla dönen Nazım Hikmet Ran (1902-1963) Türkçenin estetiğini Mayakovski tesirleri taşıyan yeni bir tarzda kullanarak ihtilâlci şiirler yazdı. 1960’lı yıllardan sonra Türk Edebiyatı içinde yaygınlaşan sosyalist akımının başlangıcı bu şiirler oldu.

Ahmet Muhip Dıranas, şiiri tamamen estetik olarak kabul eden şairlerdendir.

Aynı nesilden olan Arif Nihat Asya (1904-1976) üslûp ve ruh yönünden zenginliğini şiirlerine aksettiren orijinal bir şairdir.

Türk edebiyatında küçük klâsik hikâye yazma geleneğinin kurucusu ve en başarılı temsilcisi olan Ömer Seyfettin’in (1884-1920) hikâye kitapları 144 baskı yaparken kendisi en çok okunan yazar oldu.

Sait Faik Abasıyanık (1906-1948) ve Sabahattin Ali’nin 1935 yılından sonra yayınladıkları hikâyeler, birbirinden farklı iki yeni çığır açtı.

Sait Faik, konuları İstanbul’da geçen ve şahsî izlenimlerine dayanan şiir duygusuyla dolu hikâyeler yazdı.

Materyalist bir dünya görüşüne sahip olan Sabahattin Ali, dış tasvirlere ve sade olaylara fazla önem veren hikâyeler yazdı. Bu iki yazarla birlikte 1960’lı yıllardan sonra yoğunlaşan günlük olaylar, düşünce ve beklentiler edebiyata girmeye başladı.

Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956) aynı sadeliği, vezin ve kafiyeyi kullanarak sağladı. Tarancı mısra içindeki belirli durakları kaldırarak veya değiştirerek hece vezninde yenilik yaptı.

Bu neslin dünya görüşü Andre Gide’in tesiri ile varlık ötesi geçmiş ve gelecek tasavvurları olmaksızın anlık duyumlara dayanıyordu.

Sait Faik’in eserleri de dahil olmak üzere bu grubun eserlerinde yaşama sevinci hâkimdir.

Serbest şiir hızla yayılmış, Asaf Halet Çelebi, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil gibi başarılı temsilciler yetişmiştir.

Asaf Halet Çelebi bazı şiirlerinde doğu mistisizmi ile tasavvufu birleştirdi.

İlk şiirlerinde serbest çağrışımlara yer veren Fazıl Hüsnü Dağlarca, şuur altının karanlık akımlarını ifade eden sembollerle dolu orijinal şiirler yazdı.

Behçet Necatigil, şiirlerinde büyük şehir hayatı içinde ezilmiş ve kaybolmuş insanın kırık, karanlık, dolaşık duygularını anlattı. Şiirlerinde ahengi ihmal eden Necatigil, divan şiirinde olduğu gibi, gittikçe derinleşen bir arka plânı işlemiştir.

1950 yılından itibaren Türk yazar ve şairlerinin büyük bir kısmı, hayat görüşlerini “toplumsal gerçekçilik” adıyla edebiyata uyguladılar. Bu dönemde Batıdan gelen varoluşçuluk ve gerçeküstücülük akımları da hayata bakış tarzıyla beraber eserlerinin kompozisyon ve üslûbunu da değiştirdi.

Son kırk yıllık Türk Edebiyatı Batıdan gelen akımlar, sosyalist dünya görüşü, millî ve dinî yaklaşımlar ve çok partili dönemde çeşitlenen politik tercihler doğrultusunda fevkalâde çeşitlilik göstermekte, edebiyat çok kere vasıta gibi kullanılmakta ve yeni arayışlar içinde görünmektedir.

Kısa zaman içinde büyük şöhret kazanan veya adını pek az duyurabilen yazar ve şairlerin Cumhuriyet terkibi paralelinde kurulmakta olan yeni edebiyat geleneklerine katkıda bulunmalarına rağmen, bunlar hakkında objektif tenkitler yapmak ve edebiyat tarihindeki yerlerini belirlemek mümkün olamamaktadır. Özellikle 1960’lı yıllardan sonra yetişen kadın yazar ve şairlerin sayılarının artmış olması, feminist akımın da diğer pek çok akım gibi Türk Edebiyatı içinde yer almasını sağlamıştır.

1950-1986 yılları arasında isimleri en çok duyulan ve okunan roman ve hikâyeciler şöyle sıralanabilir:

Halide Nusret Zorlutuna, Nihal Atsız, Safiye Erol, Tarık Dursun K., Atilla İlhan, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Firuzan, Adalet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Tomris Uyar, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, Selim İleri, Cevat Şakir (Halikarnas Balıkçısı), Bekir Büyükarkın, Necati Cumalı, Haldun Taner, Mustafa Kutlu, Muhtar Tevfikoğlu, Bahaettin Özkişi, Durali Yılmaz, Rasim Özdenören, Şevket Bulut.

Bu dönemin şairleri:

Behçet Kemal Çağlar, Necati Cumalı, Ümit Yaşar Oğuzcan, Bekir Sıtkı Erdoğan, Atilla İlhan, Yavuz Bülent Bakiler, Mehmet Çınarlı, Mustafa Necati Karaer, Munis Faik Ozansoy, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, İlhan Geçer, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Bahaettin Karakoç’tur.

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914-)

Çağdaş Türk şiirinde başlı başına bir ‘ekol’ olan Fazıl Hüsnü Dağlarca, şiire soyut konularla başlamıştır. Yaratılışı kâinatın sırlarını araştırmaya çalışır.

Sonraları kahramanlık konularını, destansı konuları işlemiştir.

Şiirleri, destanlar, toplumcu-gerçekçi şiirler ve felsefi-lirik şiirler olarak sınıflandırılabilir.

Eserleri: Çocuk ve Allah, Çankırı Destanı, Anıtkabir, Üç Şehitler Destanı, Yedi Memetler…

 

Ahmet Muhip Dıranas (1909-1980)

Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket manzaralarını ve tarih sevgilerini işleyen destansı şiirleri yazmıştır.

Baudelaire’den etkilenmiş ve onun havasını yansıtan şiirler yazmıştır.

Ölçü ve kafiyeye sıkı sıkıya bağlıdır.

Sese ve ahenge önem verir.

Eserleri: Şiirleri, Gölgeler, O Böyle İstemezdi…

 

Orhan Veli Kanık

Şiirleri Garip ve Vazgeçemediklerim adlı şiir kitaplarında toplanmıştır.

Manzum fabl çevirileri de vardır.

Günlük yaşamı konu edinir.

Yer yer alacı bir üslûbu vardır.

Şiirle ilgili görüşlerini Garip adlı kitabının ön sözünde yazmıştır.

 

Sait Faik Abasıyanık (1906-1954)

Hikâyeleri ile tanınır.

Yazmanın kendisi için bir ihtiyaç olduğuna inanmıştır.

Gözlemci ve gerçekçi bir yazardır.

Toplumu konu alan hikâyelerinde toplum sorunlarına değinmiştir.

Anlatımı samimidir.

Kişileri yaşadıkları çevreye göre ele alır.

Deniz, tabiat, yaşlı bir adam, bir boyacı çocuk, balıkçı kahvesi gibi unsurlar ve benzeri küçük ve ayrıntı sayılabilecek unsurlar onun hikâyelerinde sık sık görülür.

Hikâyeleri yapmacıktan ve sanat kaygısından uzaktır.

Zaman zaman argo sözlere de yer vermiştir.

Hikâyeleri: Semaver, Lüzumsuz Adam, Şahmerdan, Sarnıç, Havada Bulut, Kumpanya, Tüneldeki Çocuk, Alemdağda Var Bir Yılan

 

Falih Rıfkı Atay (1904-1971)

Gezi türündeki eserleriyle tanınır.

İnceleme, makale, anı ve fıkra türlerinde eserler vermiştir.

Atatürk’ün yakınında bulunmuş ve onunla ilgili anıları ile şöhret sağlamıştır.

Nesir dilinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Eserleri: Ateş ve Güneş, Zeytin Dağı, Deniz Aşırı, Tuna Kıyıları, Bizim Akdeniz, Çankaya…

 

Peyami Safa (1889-1961)

Roman, hikâye, makale, fıkra türünde eserleri vardır.

1918’de çıkardığı “Yirminci Asır” adlı gazete ve bu gazetede çıkan “Asrın Hikâyeleri” ile tanındı.

Romanlarıyla üne kavuşmuştur.

Sanat değeri olan eserlerinde Peyami Safa adını; para kazanmak amacıyla yazdığı eserlerinde “Server Bedi” takma adını kullanmıştır.

Romanlarında psikolojik tahlillere önem verir.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda kendi hayatının bir bölümünü kahramanın hayatı gibi anlatmıştır.

Çeşitli gazetelerde yayımlanan makale ve fıkraları “Objektif” adı altında seri hâlinde yayımlandı.

Romanları: Sözde Kızlar, Mahşer, Canan, Fatih-Harbiye, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Biz İnsanlar, Yalnızız, Şimşek, Bir Akşamdı, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Cumbadan Rumbaya, (Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Bektaşiler Arasında Bir Genç Kızın Hatırası, Bodrumda Kalanlar, Altın Kupa, Bıçağı Sapla, Al Kanlar İçinde, Attila (tarihi roman),

Hikâyeleri: Küçük Alp’in Yıldızı ve Bir Varmış Bir Yokmuş (çocuk hikâyeleri)

 

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) (1886-1963)

Üç yıllığına sürgüne gönderildiği Bodrum’a yerleşmiş ve kendisine Bodrum’un antik çağdaki ismi olan “Halikarnas” adını almıştır.

Denize sonsuz bir hayranlıkla bağlıdır.

Eserlerinde Ege’yi, Akdeniz’i, buralardaki hayatı, balıkçılarını, gemicilerini, süngercilerini konu  edinmiştir.

Zengin denizci sözlüğünden yararlanmıştır.

Roman ve hikâyelerinde teknik ve üslûp başarılı değildir.

Eserleri: Aganta Burina Burinata, Mavi Sürgün, Merhaba Akdeniz, Ege’nin Dibi, Yaşasın Deniz..

 

Nurullah Ataç (1898-1957)

Eleştiri ve deneme türünün yerleşmesinde etkili olmuştur. Daha çok eleştiri yazmıştır.

Türkçenin özleşmesinde de katkıları ve desteği olmuştur.

Arı bir dil kullanmıştır.

Fransızcadan çeviriler yapmıştır.

Devrik cümlelerin yerleşmesi için de uğraşmıştır.

Eserleri: Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Günce, Söz Arasında, Diyelim…

 

Suut Kemal Yetkin

Deneme ve eleştiri yazarıdır. Denemeleriyle meşhurdur. Özlü ve yoğun denemeleri vardır.

Felsefe, sanat, estetik ve güzel sanatlar konularında eserleri vardır.

Açık ve akıcı bir üslûbu vardır.

Dili çok iyi kullanır.

Eserleri: Edebiyat Üzerine, Yokuşa Doğru, Günlerin Götürdüğü, Düşün Payı, Edebî Meslekler…

 

Yaşar Kemal (1922-)

Asıl adı Kemal Sadık Göğceli’dir.

Edebiyata folklor çalışmalarıyla başlamıştır.

Alışılmıştan farklı köy romanları yazmıştır.

Kişilerin iç dünyaları üzerinde durmuştur. Köylüleri de aynı şekilde anlatmıştır. Tabiata ve halka büyük önem verir.

Sanatlı ve şiirli bir dil kullanır.

Kahramanlarını yerli dilleriyle birlikte ele alır.

Romanlarında yer olarak daha çok Çukurova ve Toroslar geçer.

Eserleri: İnce Memed, Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu, Çakırcalı Efe…

 

Orhan Kemal (1914-1970)

Asıl adı Raşit Öğütçü’dür.

Hikâye ve romanlarında hayatın değişik yönlerini ve kişilerini işlemiştir.

Bir yandan Anadolu’yu işlerken diğer taraftan büyük şehir hayatını yansıtmaya çalışmıştır.

Toplumcu gerçekçiliği en çok işleyenlerdendir.

Hikâyeleri: Ekmek Kavgası, Arka Sokak, Kardeş Payı…

Romanları: Baba Evi, Hanımın Çiftliği, Gurbet Kuşları, Kanlı Topraklar…

Yazar: İsmail Demir (474 Posts)

Matematik Öğretmeni


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir